Radyasyon Onkolojisi



Kanser

Organizmayı oluşturan hücrelerin, organizmanın normal kontrol mekanizmalarından bağımsız olarak çoğalması sonucu ortaya çıkan hastalıklar grubunun ortak adıdır. Kanser, klonal bir hastalık olup, hücre çoğalmasını düzenleyen mekanizmalardaki bir bozukluk sonucu oluşur.

• Tıptaki gelişmelere koşut olarak insan ömrünün uzaması; teknolojik gelişmelere bağlı olarak da yaşam biçimi ve beslenme alışkanlıklarının değişimi, kalp damar hastalıkları ve kansere bağlı ölümlerin artmasına neden olmuştur.

• Gelişmiş ülkelerde kanser görülme sıklığı 100.000 nüfusta yıllık 350-550 arasında iken ülkemizde ise bu sayı 100.000’de 250 civarındadır.

Radyasyon Onkolojisi:

İyonizan radyasyonların tedavide kullanımı, diğer tedavi yöntemleriyle etkileşimi, kanserin etiyolojisi, önlenmesi, biyolojisi ve tedavisi ile ilişkili bir bilim dalıdır.

 

Radyoterapi:

İyonizan radyasyonların, başta kanser olmak üzere bazı benign hastalıklarda kullanılmasını kapsamaktadır. Kanserli hastaların yaklaşık üçte ikisi hastalık sürecinin bir bölümünde radyoterapiye gereksinim duymaktadır. 1895’te Wilhelm Conrad Röntgen’ in x ışınını tanımlamasından birkaç yıl sonra kanser tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır. Ülkemizde de 1900 yılında Dr. Sufyan Bey tarafından ilk radyoterapi uygulamaları yapılmıştır.

İyonizan radyasyonlar, hücrelerdeki genetik kodu oluşturan DNA’yı etkileyerek, hücrenin ölümüne neden olmaktadır. Normal hücreler

DNA’da oluşan hasarı, kanser hücresine oranla daha fazla onarma kapasitesine sahiptir. İşte aradaki bu farktan yararlanılarak iyonizan radyasyonlar tedavide kullanılmaktadır. Radyoterapide hedef, normal hücrenin oluşturduğu dokulara en az ışın dozu verilirken, tümörlü dokuya onu ortadan kaldırabilecek en yüksek dozu vermektir. Teknolojik gelişmeler ve uzun yılların bilgi birikimi, günümüzde, hem hedef dokunun belirlenmesi hem de belirlenen hedefin daha doğru bulunmasına olanak sağlamıştır. Böylece yan etkileri daha az, buna karşın hastalığı kontrol etme oranı daha yüksek radyoterapi uygulamaları olanaklı hale gelmiştir.

 

3 Boyutlu Konformal Radyoterapi: 

Bilgisayarlı tomografi kesitleri üzerinde belirlenen hedef hacimlere bilgisayarlı radyoterapi planlaması ile volümetrik radyoterapi uygulamasıdır. Burada bilgisayar teknolojisinden yararlanılarak kişiye özgü tedavi yapılmaktadır.

 

Ark Yoğunluk Ayarlı Radyoterapi (Rapidark yada V-MAT IMRT)

Bu teknik IMRT uygulamasının gelişmiş bir versiyonu olup 360 derece dönebilen ve bu sırada değişik doz yoğunluk bölgeleri oluşturarak istenilene en yakın doz dağılımı sağlayabilen bir tekniktir.

Stereotaktik Radyoterapi

Küçük tümör bölgelerine, çok sayıda küçük ışın demetleriyle, bir seferde yüksek doz verilmesidir. bu yöntemle sadece tümör bölgesi ve çevresindeki çok az miktarda normal doku hasar görmekte ve şah ekmi oyabıyığı eh asa indirilebilmektedir.

Kemoradyoterapi

Kanser biyolojisindeki gelişmeler bize hastalıın gelişim aşamaları konusunda bilgiler sonmuş ve moloküler hedefler saptanmasına olanak sağlamıştır. Radyoterapiye bunun yansıması, kanserli hücrede radyoterapiye direnç noktaları saptayarak, biyolojik hedeflere yönelik stratejiler geliştirebilmek olmuştur. Böylece bazı kanser türlerinde radyoterapi uygulamasına kemoterapi ekleyerek başarı şansı arttırılabilmiştir.

Radyoterapi çoğunlukla kanser tedavisinde tek başına yada cerrahi ve kemoterapiyle birlikte tümörlü dokuyu tümüyle ortadan kaldırmak amacıyla kullanılmaktadır. Ancak kesin tedavinin olanaksız olduğu durumlarda tümöre bağlı ağrı, nörolojik bozukluklar, kanama ve nefes darlığı gibi yakınmaları ortadan kaldırılarak yaşam kalitesinin arttırılması amacıyla da radyoterapi uygulanabilmektedir.